Danimarka Usulü Mutlu Olma Sanatı: Hygge!

“Nasıl okunur ki bu? Huga? Higi? Hugi?”

…diye kafalar karışa dursun ben ne olduğunu anlatayım. Son zamanlarda birçok yerde adı geçiyor, belki görmüşsünüzdür. Ben de yeni tanıştım sayılır bu Hygge felsefesiyle. Hygge Danimarka usulü bir “mutluluk sanatı”. Mutluluğun da sanatı mı olurmuş? Olur canım, en çok da mutluluğun sanatı olur. Ben bu konuda Danimarka’nın yanındayım, yürü be Danimarka. Birisi de çıkıp mutluluk üstünde çalışsın arkadaşım! Neyse, konumuza dönelim, Hygge kendini huzurlu, konforlu, samimi ve sıcak ortamların içinde tutup mutlu olma felsefesi diyebiliriz. Tüm dert ve sıkıntılardan sıyrılmak ve ruhu beslemek de diyebiliriz. Sıcak çikolatalar, sevdiklerinle sıcak sohbetler, yün çoraplar, mumlar, şömine, sıcak şarap, rahat mobilyalar, hoş kokular… Anladınız siz ambiyansı…

Bu felsefenin tek bir tanımı yok ama olmazsa olmazları var. Bu yüzden de 10 maddelik bir manifestosu var bu felsefenin. Buyrunuz;

  1. Atmosfer. Mum, şömine gibi doğal ışıklandırmalar çok önemliymiş. Loş ışık, mum ışığı gibi insana huzur veren bir ışıklandırma seçmeliymişiz.
  2. Anda Kalmak. Bu ortamda mutlu olmak için anda kalmak, teknolojiyi dışlamak olmazsa olmaz koşulu. Ekranlar kapanıyor, muhabbetler açılıyor anlayacağınız. Türkiye’de Hygge felsefesinin başlamadan çöktüğü madde… “Ya şömineyle şarabımı Instagram story’e atamadım ama ya, başlarım böyle felsefeye be. Elalem görmeyecekse neden geldik neden???”
  3. Küçük Şeylerden Keyif Alabilmek. Şöminenin çıtırtısının sesi, mumun oynaşması, sıcak çikolatanın tadı… Küçük şeylerin tadını çıkarabilmek, hatta tabir-i caizse o şeylerin keyfinin dibini sıyırmak bu felsefenin başka bir olmazsa olmazı.
  4. Eşitlik. Geldik felsefenin Türkiye’de çökmesine sebep olabilecek başka bir madde. Bu felsefede ev sahipliği yok. Sofra birlikte kaldırılacak, içecekler beraber doldurulacak.
  5. Minnettarlık. Bakın size söyleyip durduğum minnettarlık koskoca Hygge felsefesinin yapıtaşlarındanmış!!! Hahahaha. Anlatmıyorum burayı, biliyorsunuz…
  6. Uyum. Kiminkisi daha büyükçülük yok. Egolarımızı, rütbelerimizi dışarıda bırakıyoruz.
  7. Rahatlık. İşte en sevdiğim madde. Herkes rahat olacak. Dar kıyafetler, rahatsız koltuklar, kasıntı tavırlar YASAK. Giyiyoruz yumuş yumuş kıyafetleri, oturuyoruz pofuduk minderlere. Oh mis…
  8. Ateşkes. Bu Hygge bizim bayramlarda olduğu gibi küslük, gerginlik kabul etmiyor. Ekstra olarak kötü şeylerden bahsetmek, siyaset yapmak, ortamı germek yasak. Ben hyggelamaya çalışırken biri yaparsa vururum valla tekmeyi poposuna.
  9. Birliktelik. Mutlu kalabalıklar, paylaşılan yemekler, muhabbetler… Bıcır bıcır sevgi ortamları…
  10. Sığınak. Bulunduğumuz ortamda kendimizi güvende hissetmemiz şart. Oradan ayı çıkacak, burada kurtlar yiyecek korkusuyla dağa tepeye çıkmaya kalkmayın Hyggelayacağım diye. Güvenli bir yerde olacağız.

Evet Pinterest’de çokça gördüğümüz ortamların meğer bir felsefesi varmış. Tek bir farkla, burada öyle fotoğraf çekeceğim diye saatlerce ortamı baymak yok. Olursa kafasına telefonla vurmak serbestmiş duyduğuma göre. Yani günümüzde gösteriş hastalığına yakalanmış bizler için, bir çoğumuz için, bu felsefe biraz terste kalıyor.

Peki bu felsefe işe yaramış mı? Yaramaz olur mu? Bu ülkenin uzun yıllardır en mutlu ülkeler listesinde zirvelerde dolandığını biliyoruz… Sırlarını da çözmüş olduk böylelikle.

Soğuk İskandinav gecelerine inat mutlu olmayı kendine görev edinen Danimarkalı kardeşlerimizi mutlu olmak konusunda bu kadar ısrarcı oldukları için gönülden tebrik ediyorum.

Biraz da ilham aldık kendilerinden, haklarını helal etsinler…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir