Örnektir Satılmaz: Benim Hayatımın Kuralları

benim hayatimin kurallari

Gel arkadaş gel mutlu hayatın yolları burada denemeyen bin pişman!

Kural 1:

Kural mural yok. Dağılalım.

Baştan alayım…

İyi yaşamak, çiçek gibi bir kafaya sahip olmak, mutluluğu yakalamak… O egzersiz, bu öğreti, şu çalışma… Zamanında öğretilerin, çalışmaların, tavsiyelerin arasında kaybolmuş biri konuşuyor; o kadar çok dağılmaya gerek yok. Hangisi doğru diye kara kara düşünmeye gerek yok. “Nasıl yaşarsam mutlu olurum” diye sorarak başkalarının kurallarıyla da yaşamayı denedim. Ama kendi kurallarımla oynadığımda hep kazandım.

Araştırmamaktan bahsetmiyorum. Araştıracağız. Denememekten de bahsetmiyorum. Deneyeceğiz. Ama hepsine balıklama atlayarak kendi doğrumuz kabul edip öyle yaşamak… İşte bunu yapmayacağız. En azından ben artık yapmıyorum.

Yine bir gün her şey kötü gidiyor… Yahu nasıl olacak bu işler Altan diye kara kara düşünüyorum. Herkes çok biliyor, herkes ayrı bir tavsiye veriyor. “Hayatı böyle yaşıcan abi…”ler havada uçuşuyor. Tamam dedim. Kendi kurallarımı yazıyorum, doğrusuyla yanlışıyla benim kurallarıma göre yaşayacağım. Daha mı mutluyum? EVET. Hepsini kusursuz bir şekilde uygulayabiliyor muyum? HAYIR. Ama çabalıyorum. Çabaladıkça başarıyorum, başardıkça iyileşiyorum.

Benim çiçek kafa garantili mutluluk reçetem (read responsibly) :

Eleştirme.

İnsanların hepsini sevip kucaklayamadığımı söylemiştim, eleştirmeye çok müsaitim. Armudun sapıyla üzümün çöpünü kafaya takmaya bayılırım. Gözüme gözüme batıyor insanlarıın sevmediğim özellikleri. Fakat ne fark ettim biliyor musunuz? Kimin nesini eleştiriyorsan ondan daha çok geliyor hayatına, çoğalıyorlar ürüyorlar… (Çekim yasası gözünü seveyim bunu çekme ÇEKME…) O yüzden eleştirmekle pek kıymetli vaktimi harcamamaya karar verdim. Güzel şeylerden konuşuyorum, güzel olandan uzun uzun bahsetmeye çalışıyorum. Gözüme gözüme battığında da “vardır bunu yapmasının bir sebebi” deyip geçiyorum. Sevemediğim insanlar hakkında konuşmak yerine de hayatımdan uzaklaştırıyorum. Kimseyi hayatımda tutmak zorunda olmadığımı öğrendim bu sayede. İyi gelmiyorsa bırakmayı öğrendim.

Şikayet etme. Teşekkür et.

Teşekkür, şükür, minnet… Hangisi anlamını karşılıyorsa… Bunu hala alışkanlık olarak her gün yapmayı beceremedim. Ama farkında olmadan sürekli yaptığım bir şey var, kendimi bildim bileli en zor zamanlarımda hep sahip olduklarıma sarılırım. Elimdekileri kendime sık sık hatırlatırım. Şu konuda sanırım artık hemfikiriz: minnet çoğaltıyor, şikayetse hiç acımadan eksiltiyor. Ne zaman mızmızlansam, şikayet etsem dönüp etrafıma bakmaya çalışıyorum. Kolay değil tabi, hiç değil. İç ses sürekli “ya sen ne konuşuyosun şu başına gelene bak bi de teşekkür mü etcez şimdi” derken onu susturmak kolay değil. Ama minnet duymak için, kıymetini anlamak için, çok sevdiğimizin ayağına taş değmesini, başına iş gelmesini, sağlığımızın kayıp gitmesini beklememek gerekiyor bence.

Kendinle kal.

Uzun uzun anlattığım, anlatmaktan sıkılmayacağım bir muhabbet bu. Yolun sonunda, gecenin sonunda, biten her şeyin sonunda hep kendinlesin. Hayatım ne kadar kalabalıklaşırsa kalabalıklaşsın kendimden uzaklaşmıyorum artık. İhmal etmiyorum, unutmuyorum. Bazen hırpalıyorum ama sonra mutlaka gönlünü alıyorum…

Gül, eğlen.

Her gün mutlaka beni güldürecek, eğlendirecek bir alan açmaya çalışıyorum artık kendime. Kedi köpek videosu, dizi, arkadaş sohbeti… Ne olursa. Hayatın telaşına kapılıp eğlenmeyi unutmamak lazım. Hatta bence her gün sevdiğin en az bir şeyi yapmadan uyumamak lazım. 60’ıma geldiğimde arkama bakıp “e ben hiç eğlenmedim ama bi saniye durun” demek istemiyorum, zira “tamam o zaman” deyip geri döndürmüyorlar.

Sevdiklerine zaman ayır.

Eskiden biraz vefasızdım. Şimdi hiçkimsenin hayatımızda baki olmadığını biliyorum. Kalan vaktimiz ne kadarsa o kadar güzel geçirmeye çalışıyorum.

Kendinden ödün verme.

Bunu başarmam o kadar uzun zaman aldı ki… Herkesi mutlu e-de-mez-sin. İnsanların senin hakkında ne düşündüklerini de kontrol edemezsin. Artık biliyorum. Kimse mutlu olsun diye kendimi ateşe atmıyorum, yanlış anlamasınlar, düşünmesinler diye kendimden ödün vermiyorum. Kimseyi sevmiyorum demek değil bu elbette, ödün vermeden, içimden geldiği gibi sevip, içimden geldiği kadar verici oluyorum. Mutlu olmak için atılması gereken en önemli adımlardan bir tanesi bence.

Kendini takdir et.

Bizi bizden daha çok hırpalayan olmadığını biliyor muydunuz? Kendimize o kadar kötü davranıyoruz ki… Kendine “of ne salağım” diyen görünce hiç hayret etmezken “ya ben harika bir insanım” diyeni görünce megoloman damgasını yapıştırıveriyoruz, alışmamışız çünkü. Kendimizi sevmeye, takdir etmeye, farkında olmaya alışmamışız. Hep hatalarımızı hatırlatıyoruz kendimize güvende kalmak için; hiç başardıklarımızı, üstesinden geldiklerimizi, alnımızın akıyla çıktığımız o kapkaranlık geceleri hatırlatmıyoruz. Yazık değil mi bize?

Hani bazen diyorum, şu kendimize yaptıklarımızı 3 yaşında bir çocuğa yapsak içimiz acır.  İçimizdeki çocuğa yazık değil mi?

Her neyse, bu liste birkaç madde daha uzuyor ama ben lafı uzatmayacağım.

Kendi hayatınızın kurallarını koyun bence, dağılmayın, kaybolmayın. Doğru yok, yanlış yok. Size iyi gelen, size iyi gelmeyen var. Kurallarınızı çizin, uymak için çaba gösterin ve kimseyi de bu kurallar üzerinde söz sahibi yapmayın.

Ya da yapın…

Bu sizin hayatınız…

Sizi seviyorum.

 


4 thoughts on “Örnektir Satılmaz: Benim Hayatımın Kuralları

  1. Yazını çok beğendim. 25 yaşındayım ve hep senin gibi bir blog tasarlamayı ve kendime ve hayata dair herşey yazmayı istiyorum. Blog sitesi baştan sona inceledim ve gerçekten harika işler başarmışsın. Burada güzel bir dünya yaratmışsın.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s