fbpx

Hayattan Keyif Alıyoruz: Zihin Egzersizi

Otomatik viteste yaşıyoruz.

Her gün uyanıyoruz. Her gün doğru banyoya gidiyoruz. Oradan üstümüzü değiştirmeye… Sonra her gün kimisi işe, okula… Her gün eve geri geliyoruz ve her gün uyuyoruz. Hayatımız rutinlerimizden oluşuyor. Benim rutinim yok diyen yalan söylüyordur, bir kere her gece uyuyup her sabah uyanıyorsun kardeşim en büyük rutinin bu senin.

Her günün birbirine inanılmaz benzemesi sonucunda biz de hayatı otomatiğe aldık. “Sürekli yaptığım şeye ne diye ayrı ayrı farkındalık katayım, ezberledim zaten ben bunu.” diyerekten hepimiz kahvelerimizi aklımız başka yerlerdeyken yudumladık. Eskiden Instagram’da takip ettiğim birisi çok güzel bir şey söylemişti “Kahveni içmeden önce kokusunu içine çekiyorsan hayatın tadını çıkarıyorsun demektir.”

Aslında hepimiz aynı şeyin peşindeyiz; hayatın tadını çıkarmak için dilimiz dışarıda harıl harıl koşturuyoruz.

Her şey hayatın tadını çıkarmak için, her şey bir kere geldiğimizi düşündüğümüz hayatı biraz daha anlamlı kılmak için. Ve kahveni içmeden koklamak da bunun tek anahtarı; farkındalık.

Şimdi görmeye alıştığın için yüzüne bile bakmadığın kıyafeti bir zamanlar aşık olarak almıştın. Şimdi sulamayı bile unuttuğun o bitki gözün her takıldığında içini açıyordu. Saçlarının rengini değiştirdiğin günlerde her aynaya baktığında kendini çok beğeniyordun. Cicim aylarınızda sevgilini sürekli öpüp koklamak istiyordun. Kıyafet çirkinleşmedi, saçların hala sana aynı şekilde yakışıyor, sevgilin de hala yanıbaşında bir yere gittiği yok. Sadece sen hepsine alıştın. Kendini otomatik vitese aldın. Kendimizi otomatik vitese aldık.

Bence aşık olduğumuzda çiçekler böcekler daha bir güzel gelmiyor bize. Biz zaten çok güzel olan çiçeği böceği görmeye başlıyoruz, algılarımızı açıyoruz. Farkındalıkla bakıyoruz…

İşte farkındalığını artıracak, hayata yeniden başka bir gözle bakmana yardımcı olacak bir egzersiz:

Hazır mısın?

Bu egzersizde sen:

  • Dünyaya uzaydan gönderilen bir yaratıksın. (Dilersen bir melek olabilirsin; ya da komşu gezegenin prensesi/prensi… Hatta belki bir ajan! Kulağa hoş geliyor değil mi?)
  • Bir görevin var, geldiğin yere dünya hakkında rapor yazmak. Unutma, geldiğin yer dünya hakkında hiçbir şey bilmiyor. Bu yüzden her şeyi anlatmak zorundasın. Havası, suyu, denizi, çiçekleri, renkleri, insanları, hayvanları, yatağı, uyumayı…
  • Bir de kural var; gözlemlerinde sadece güzele odaklanacaksın.
  • Buradaki renklerin çeşitliliğini anlat, insanların para diye bir şey icat ettiklerini ve bunu kazanmak için sınırsız kaynak elde edebildiklerini anlat, aile kavramını anlat, sevgiyi anlat, köpeği, kediyi, lezzetli yemekleri, girip yüzebildiğin sıcak denizleri, yatak denen yumuş bir yerde uyunduğunu…

Görmeye alıştığın için bakmadığın birçok şeye baştan bakmak için pek anlamlı bir egzersiz…

Deneyimlerinizi bizimle de paylaşmayı unutmayın.

Farkındalıkla dolu bir hafta olsun…

Bunlar da ilgini çekebilir:

Sevgiyi yayalım! Paylaş:

Küçük İlham Kutusu’nu bizimle tanıştırdığında hayata dair tutkusunu bulacağını kendi de tahmin etmemişti. Uluslararası İlişkiler mezunu. İzmir’de yaşıyor. Hayvanlara aşık; bir köpeğin güzelliğinden gözleri kolaylıkla dolabilir. Hava durumuyla ruh hali paralel olarak değişir. Her duyguyu hakkını vererek yaşamaktan, durmadan konuşmaktan ve sabah uyandığında kahve içmekten asla vazgeçmez.

2 Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir