Hayattan Keyif Alıyoruz! | Egzersiz


Otomatik viteste yaşıyoruz.

Her gün uyanıyoruz. Her gün doğru banyoya gidiyoruz. Oradan üstümüzü değiştirmeye… Sonra her gün kimisi işe, okula… Her gün eve geri geliyoruz ve her gün uyuyoruz. Hayatımız rutinlerimizden oluşuyor. Benim rutinim yok diyen yalan söylüyordur, bir kere her gece uyuyup her sabah uyanıyorsun kardeşim en büyük rutinin bu senin.

Her günün birbirine inanılmaz benzemesi sonucunda biz de hayatı otomatiğe aldık. “Sürekli yaptığım şeye ne diye ayrı ayrı farkındalık katayım, ezberledim zaten ben bunu.” diyerekten hepimiz kahvelerimizi aklımız başka yerlerdeyken yudumladık. Eskiden instagramda takip ettiğim birisi çok güzel bir şey söylemişti “Kahveni içmeden önce kokusunu içine çekiyorsan hayatın tadını çıkarıyorsun demektir.” Aslında hepimiz aynı şeyin peşinde koşuyoruz; hayatın tadını çıkarmak için dilimiz dışarıda harıl harıl koşturuyoruz. Her şey hayatın tadını çıkarmak için, her şey bir kere geldiğimizi düşündüğümüz hayatı biraz daha anlamlı kılmak için. Ve kahveni içmeden koklamak da bunun tek anahtarı; farkındalık. Şimdi görmeye alıştığın için yüzüne bile bakmadığın kıyafeti bir zamanlar aşık olarak almıştın. Şimdi sulamayı bile unuttuğun o bitki gözün her takıldığında içini açıyordu. Saçlarının rengini değiştirdiğin günlerde her aynaya baktığında kendini çok beğeniyordun. Cicim aylarınızda sevgilini sürekli öpüp koklamak istiyordun. Kıyafet çirkinleşmedi, saçların hala sana aynı şekilde yakışıyor, sevgilin de hala yanıbaşında bir yere gittiği yok. Sadece sen hepsine alıştın. Kendini otomatik vitese aldın. Kendimizi otomatik vitese aldık.

Bunu bir kere daha söylemiştim, bence aşık olduğumuzda çiçekler böcekler daha bir güzel gelmiyor bize. Biz zaten çok güzel olan çiçeği böceği görmeye başlıyoruz, algılarımızı açıyoruz. Farkındalıkla bakıyoruz.

İşte ben de tesadüfen kendimizi otomatik vitesten çıkarmak için geçen gün bir egzersiz buldum. Videoyu uzun uzun aradım kaynak koymak için ama bulamadım, bulduğumda ekleyeceğim. Bu egzersizde sen,

  • Dünyaya uzaydan gönderilen bir yaratıksın. (Melek falan da olabilirsin, ya da komşu gezegenin prensesi/prensi 😀 )
  • Bir görevin var, geldiğin yere dünya hakkında rapor yazmak. Unutma, geldiğin yer dünya hakkında hiçbir şey bilmiyor bu yüzden her şeyi anlatmak zorundasın. Havası, suyu, denizi, çiçekleri, renkleri, insanları, hayvanları, yatağı, uyumayı…
  • Bir de kural var, gözlemlerinde güzele odaklanacaksın.
  • Buradaki renklerin çeşitliliğini anlat, insanların para diye bir şey icat ettiklerini ve bunu kazanmak için sınırsız kaynak elde edebildiklerini anlat, aile kavramını anlat, sevgiyi anlat, köpeği, kediyi, lezzetli yemekleri, girip yüzebildiğin sıcak denizleri, yatak denen yumuş bir yerde uyunduğunu…

Görmeye alıştığın için bakmadığın birçok şeye baştan bakmak için pek anlamlı bir egzersiz…

Deneyimlerinizi benimle paylaşırsanız çok mutlu olurum. Yorum bırakabilir, instagramda bize katılabilir, mail gönderebilirsiniz. (kucukilhamkutusu@gmail.com)

Farkındalıkla dolu bir hafta olsun…

Sevgiler


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s