Sen Kimsin ve Kim Olmak İstiyorsun?


Sonbahara hoşgeldin dedikten sonra (tam burada dedim) hayatımı sorgulayıp şöyle bir gözden geçirecek fırsatım oldu. Çeşitli nedenlerden dolayı hayat bana “ben kimim?” ve “kim olmak istiyorum?” sorularını sordurttu bu sonbaharda.

Ben kimim ve kim olmak istiyorum?

Hiç düşündünüz mü? Birisi yakın bir arkadaşınıza sizin için “nasıl biri?” diye sorduğunda hakkınızda hangi sıfatlar kullanılıyor? Sizi nasıl tarif ediyorlar, hangi özelliklerinizden bahsediyorlar… Ya da siz hayattaki duruşunuzu nasıl tanımlıyorsunuz? Kendinize hayran mısınız? Değilseniz nasıl bir insan olsanız kendinize hayran olurdunuz?

Nasıl yaşarsınız? Nasıl konuşur, nasıl gülersiniz? Nelerden hoşlanırsınız, neleri sevmezsiniz? Peki en sevmediğiniz özellikleriniz neler?

Bütün işaretler bu sorulara götürdü beni. Sanki hayat sürekli “kimsin sen?”, “hayatta kim olmayı seçiyorsun?” diye sorup durdu bana. Haliyle sorgulamalar başladı; mesela son zamanlarda neden insanlarla iletişime geçerken kendimi yorgun hissediyordum? Yolunda gitmeyen neydi? Tüm bu soruların ardından karar verdim. Önce kendimi tanımlayacak sonra içerde ve dışarda olmak istediğim insan olacaktım.

Cesaretimi toplayıp beni tanıyan yakınlarıma “Sence ben nasıl biriyim? Sence olumlu ve olumsuz özelliklerim neler?” diye sormaya başladım. Dışarıdan nasıl göründüğümüzü bilmek bazen şaşırtıcı olabiliyor. Yani dışarıdan görünen bazen zannettiğimiz gibi çıkmayabiliyor. Hiç fark etmediğimiz bir yönümüz yakın arkadaşlarımız tarafından eleştirilebiliyor. Bu yüzden kim olduğumuza karar vermeden önce kim olarak göründüğümüzü bilmek çok işe yarayabiliyor. Ben de öyle yaptım işte. Yakınlarımın bana bakınca kimi gördüklerini öğrendim. Hepsinden aşağı yukarı benzer cevaplar aldım. Fakat eleştirmeye gelince hepsi anlaşmış gibi birebir aynı şeyleri söyledi; “herkesi çok düşünüyorsun, herkese annelik yapmak zorunda değilsin…” Bu cevaplardan sonra neden insanlarla konuşurken yorulduğum kafama tuğla gibi düştü. İnsanların modu düşmesin diye modunuz düşükse bile yüksekmiş gibi rol yapmak, içinizden gülmek gelmese bile karşınızdaki alınmasın üzülmesin diye her şakaya gülmek, canınız istemese bile karşı taraf kırılmasın diye “evet” demek sizce de fazla yorucu değil mi mesela? İşte ben genelde buydum…

Bu süreçte böyle böyle ihtiyacım olmayan, bana hizmet etmeyen alışkanlıklarımı ve bana yakıştığını düşündüğüm özelliklerimi birbirinden ayırdım. Sonra da ihtiyacım olmayanların yerine yenilerini koydum. Bana iyi gelecek, beni ileri taşıyacak, kendimi kendime hayran bırakacak, aynaya baktığımda “wow!” dedirtecek şeyler koydum.

Peki baştan aşağı yenilenmek mümkün mü?

Sabit bir karakterimiz var mı yoksa biz mi karar veriyoruz kim olduğumuza?

Bence her ikisi de…

İnanın uzun uzun düşündüm. Bana kalırsa hepimizin doğuştan gelen bazı ilgi alanları, yetenekleri var ve bunlar da karakterimizi ve davranışlarımızı şekillendiriyor. Fakat doğduktan sonra oradan buradan kazandığımız öğrenilmişliklerle kendimizi inşa etmeye devam ediyoruz ki asıl sıkıntı burada başlıyor. Çünkü bir süre sonra hangisi bizi diğerlerinden farklı kılan, bizi özel yapan, doğuştan gelen ‘biz’, hangisi dışarıdan aldığımız öğrenilmiş özelliklerimiz ayırt edemiyoruz.

Diyeceğim şu ki,

Şikayet ettiğiniz tüm özellikleri çıkarabilirsiniz hayatınızdan. Bu “çıkardım!” demek kadar kolay. Sadece pratik istiyor. Sadece kendinizi yakaladığınız anda yapmayı durdurmak gerekiyor. Bir de o özellikleri neden hayatınızda tuttuğunuzu bilmeniz…

Eğer kafanızda daha iyi bir versiyonunuz varsa, şu anda olduğunuz insan olmak zorunda değilsiniz. Eğer kafanızda “şöyle biri olsam kendime hayran olurdum” diye bir profil varsa, olun. Kimse sizi tutmuyor. Daha özgüvenli, daha cesur, daha kısa saçlı, daha sarışın, daha esmer, daha güçlü, daha narin, daha feminen, daha maskülen, daha güleç, daha kibar kim olmak istiyorsanız, olun.

Yalnız dikkat…

Ben yola yepyeni biri olayım gazıyla çıktım ama yeni biri olma fikri bana kendimi hiç iyi hissettirmedi. Kendimi seviyorum. Tahminimce yepyeni biri olup kendime yabancılaşmak gibi bir niyetim hiçbir zaman da olmayacak. Bence sizin de olmasın.

Yepyeni bir insan olmaya çalışmayın. Onun yerine daha iyi bir versiyonunuz olun. Yeni bir siz olmak isteyerek, bu zamana kadar kendinize kattığınız her şeyi yok saymış kendinize ayıp etmiş olursunuz. Sertap Erener’i çok severim fakat bence artık “kendime yeni bir ben lazım” demeyi bırakıp, “kendime daha muhteşem bir ben lazım” demek lazım. 🙂 Değişin, dönüşün, ama kendinizi sıfırlamayın, olduğunuz yerden yükselin.

Zaten muhteşem olan sizden daha muhteşem bir siz yaratmanız dileğiyle…

Sevgiler.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s