Sosyal Medyadaki Kusursuz Hayatlar

Instagram’a girip de moraliniz bozularak çıktınız mı hiç?

Evinizde oturduğunuz veya işte harıl harıl çalıştığınız bir gün Snapchat’e girip herkes tatilde, herkes eğleniyor, herkes mutlu diyerek kendinizi aşağılara çektiğiniz oldu mu? Ya da o gülüp eğlenen suratları, #lifeisbeautiful , #happiness etiketlerini gördükten sonra “gerçekten mutlu muyum?” diye kendinizi sorguladığınız oldu mu?

Peki sizce gerçekten herkes o kadar mutlu mu?

Artık birçok insanın gününün yarısı günlük işlerini yaparak, diğer yarısı da sosyal medyada başkalarının fotoğraflarına, snaplerine, tweetlerine bakarak geçiyor. Eleştiriyorum sanılmasın, ben de onlardan biriyim. Son zamanlarda bunun önüne geçmeye çalışıyorum fakat herkes gibi benim de boş kaldığım, sıkıldığım ilk an elim instagram’a snapchat’e veya diğer sosyal medya hesaplarına kayıyor.

Bundan bir-iki ay öncesinde aklıma bir soru takıldı; neden sosyal medya kullanıyoruz? Neden bir fotoğrafımızı, gittiğimiz yeri başkalarıyla paylaşıyoruz? Ve bunu yakınımdakilere sormaya başladım. Bazıları büyük bir açık yüreklilikle “düşman çatlatmak için” dedi. 🙂 Bazıları “kim nerde napmış görebilmek için” dedi. Kimisi de “güzel anlarımı paylaşmak için” diye cevap verdi. Burada yanlış veya kötü bir şey yok. Mesela ben de arkadaşlarımla iletişim içinde kalmak, kopmamak için kullandığımı düşünüyorum.

Fakat kullanma sebebi ne olur olsun, son zamanlarda gözlemlediğim bir şey var ki; sosyal medya artık bize iyi gelmiyor. Çünkü bu işin bir tür yarışa dönmeye başladığını görüyorum. Birileri başkalarına hayatlarının harika olduğunu göstermeye başladı (belki gerçekten iyi anlarını paylaşmak için iyi niyetle, belki arkadaşımın söylediği gibi düşman çatlatmak için  🙂 ) harika dostluklarının fotoğrafını çekti, sevgililerinin yaptığı sürprizleri paylaştı, mükemmel makyajlı selfiesini çekti. Sonra birçok kişi -farkında olmadan- “ben de buradayım” demek için, “ben de dünyanın bir parçasıyım” demek için, hayattan, arkadaşlarından kopmamak için bu yarışa öylece dahil oldu. Ya da kendini bu yarışın içinde buldu. Sosyal medya hesapları sanal harikalar diyarlarına döndü.

Eğlenceli geceler, mükemmel saçlar mükemmel makyajlar, sevgiliyle harika tatiller, dostlar, içkiler vs…

Sizce gerçekten herkesin hayatı bu kadar kusursuz mu? Yoksa bu bir yanılsama mı?

  • Herkes eğlenceli gecelerini paylaşır, ama kimse canının sıkıldığı, evde kös kös oturduğu veya kötü geçen bir gecenin fotoğrafını çekip koymaz.
  • Herkes sevgilisinin aldığı güllerin fotoğrafını çeker fakat kimse kavga ettikleri, kalp kırdıkları bir an “dur bi selfie çekelim nasıl kavga ettiğimizi görsünler” demez.
  • Herkes çok güzel göründüğü bir halinin fotoğrafını paylaşır ama kimse “of berbat görünüyorum, dur bir fotoğraf çekeyim de herkes görsün şu halimi” DE-MEZ.

Bu bir yanılsama. Hepimiz sadece mükemmel anlarımızı paylaşıyoruz, bunu görenler hayatımızın sürekli bu kadar kusursuz olduğunu zannedip kendininkini yargılıyor. Evet daha mutlusu, daha mutsuzu, daha zengini, daha fakiri var. Fakat kimsenin hayatı sosyal medyanın sanal harikalar diyarındaki gibi kusursuz değil. Olmamalı da zaten. Hayatına özendiğiniz insan da sıkılıyor. Sevgilisiyle kavga ediyor. Ve o da bir başkasının hayatının mükemmel olduğunu düşünüp, bir başkasının sayfasına bakıp iç geçiriyor. 

O zaman açıp sosyal medya hesaplarımıza bir de bu gözle bakalım.

Ve unutmayalım,

Aynıyız.

 

Kocaman sevgilerle…


11 thoughts on “Sosyal Medyadaki Kusursuz Hayatlar

    1. Bu yanılsamayı bir kere gördükten sonra bırakmaya veya ara vermeye gerek kalmıyor aslında… 🙂 Sosyal medya, teknoloji güzeldir. İletişimde kalmak için, haberdar olmak için, ilham almak için… Yeter ki doğru açıdan bakalım, yanlış fikirlere kapılıp kendimizi aşağıya çekmeyelim.

      Beğen

      1. İnsan er ya da geç yazıda bahsettiğin duyguların etkisine giriyor bence. Bu yanilsamanin farkında olmaktan öte bir parçası olmak hiç işten bile değil. Haberdar olmak ve iletişimde kalmak için pek çok farklı seçenek var bu arada:)

        Beğen

      2. Ben güzel tarafından bakıldığında ve doğru yararlanıldığında parçası olmanın bir sakıncasını görmüyorum:) Üstelik bu yaz telefonumu tamire verdikten sonra bunu fırsat bilip hiçbir sosyal medya hesabını kullanmamış, önerini denemiş biri olarak söylüyorum. Tabii ki bu benim şahsi fikrim. Seninkine de saygı duyuyorum. 🙂 Sevgiler…

        Beğen

  1. Çok güzel yazmışsınız ellerinize sağlık. Kimsenin hayatı kusursuz değildir. Kusurları görmeyip sadece güzelliklere odaklanmak bizim elimizde 🙂

    Beğen

  2. Bir miktar geç karşılaşmakla birlikte yazı kesinlikle somut gerçekliklerle dolu. Teşekkürler böyle bir paylaşım için.
    Ben de şöyle bir açıdan yaklaşmak istiyorum olaya; sosyal medyada nesli tükenen hayvanlarla ilgili, politika, ülke sorunları, kadına şiddet veya gerçekten ihtiyaç sahibi birileri hakkında bir içerik paylaşın, ortalama bir hesabı olan kişinin listesinden, 5 kişi beğenir. 3 kişi okur. Fakat dudaklarınızı şişirerek çektiğiniz selfienizi en az 100 kişi beğenir.
    Yıllara sar-i bir araştırmanın sonucu, test edildi onaylandı. Denemesi bedava :))
    Yani sosyal medya sadece ‘bir ben mi mutsuzum’ dedirtmiyor aynı zamanda zihin tembelliği ve asosyallik de yaratıyor fakat bu yüzyılda önümüze böyle bir oyuncak attılar, keyif de alıyoruz sıkılana kadar oynayacağız anlaşılan.
    Sevgiler, Mekanizma. 🙂

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s