Kargaşadan Çıkıp Hayata Kuş Bakışı Bakmak


Zihninde hiç susmayan sesler varsa, kafan karışıksa, yolunu kaybettiğini düşünüyorsan, hayatın karmaşası içinde sürüklenip gidiyorsan ve bu sürüklenmenin önüne geçemiyorsan, sorun değil… Bazen aynı anda o kadar çok şey düşünürüz ki bir yerden sonra aklımızdan geçenlerin hızına yetişemeyiz. Böyle durumlarda kendimize yapabileceğimiz en büyük iyilik karar vermemektir, yürümemektir. Karar vermek dingin kafanın işidir. Karar vermek eğlenceli olduğu kadar aynı zamanda ciddi bir iştir çünkü şu anda yaşadığımız hayatı verdiğimiz kararlar belirledi. Bundan sonra vereceklerimiz de yarınki hayatımızı oluşturacak. Sanırım çoğumuz bir konuda hemfikiriz, rasgele verilen bir kararın sonucu bazen bizi tahminimizden çok uğraştırabiliyor. İşte bu yüzden kafanda bir sürü ses varken bunlardan birini, öylesine, seçip dinlemek çok da sağlıklı değil.

Bazen öylece durup beklemek gerekir. Bazen hayatı izlemek gerekir. Bazen kendi bedenimizden çıkıp kendimize, olaylara, insanlara yukarıdan bakmak gerekir. Karışmadan, yorum yapmadan hatta zor olsa da yargılamadan izlemek… Yarattıkları kargaşa dolu hayatlar içinde var olmaya çalışan insanların telaşlarına, kendi hayatlarının diğerlerinden daha güzel olduğunu birbirlerine göstermek için birbirleriyle nasıl yarıştıklarına, dert edindikleri şeylere baktıkça kendini daha rahat ölçüp biçersin. Çünkü farkında bile olmadan sen de onlardan biri olursun zaman zaman. Seni de kendi yarışlarının içine çekerler ve sen ‘ben de buradayım’ demek için, varolabilmek için onlarla yarışmaya başlarsın. Belki de kafandaki bunca ses sana “yoruldum…” demek isiyordur. Belki yorgunluğun uzun zamandır durmadığın, nefes almadığın ve yukarıdan hayatı izlemediğin içindir. İşte bu yüzden ne kadar sürerse sürsün, yorulduğunu hissettiğinde hayatı izle, insanları izle, kendini izle. Kafanın içinde dönüp duran düşünceleri bir yere tek tek yaz gerekirse. Düğümü çözmek için önce düğümü oluşturan parçaları birbirinden ayırmak gerekir, sonrası kendiliğinden gelir…

Kendimizi yargılamak gereksizdir bence böyle dönemlerde. Neden diye sorup durarak bunaltmaya gerek yoktur ruhumuzu. Güzeldir böyle dönemler, çünkü ne istediğini ve ne istemediğini en çok böyle dönemlerde anlarsın. Evet ile hayır en çok böyle dönemlerde netleşir.

“Yolunu yitirdiğini, şaşırdığını hissettiğin zaman ağaçları düşün, onların büyüme biçimini anımsa. Unutma ki yaprağı gür ama kökü zayıf bir ağaç ilk güçlü rüzgarda devrilir. Oysa kökü güçlü ve az yapraklı ağaçta can suyu binbir güçlükle dolaşır. Kökler ve yapraklar aynı ölçüde gelişmelidir. Olayların içinde ve üzerinde olmalısın. Ancak böyle gölge ve sığınak sunabilir. Ancak böyle doğru mevsimde çiçekler ve meyvelerle donanabilirsin. Ve sonra, önünde pek çok yol açılıp sen hangisini seçeceğini bilmediğin zaman, herhangi birine, öylece girme otur ve bekle. Dünyaya geldiğin gün nasıl güvenli ve derin derin soluk aldıysan, öyle soluk al. Hiçbir şeyin senin dikkatini dağıtmasına izin verme. Bekle ve gene bekle. Dur sessizce dur ve yüreğini dinle. Seninle konuştuğu zaman kalk ve yüreğinin götürdüğü yere git…” (Susanna Tamaro)

Durup nefes aldığımız günlerimizin de olması dileğiyle…

Sevgiler.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s