Kendine Aşık Ol, Dünya Sana Aşık Olsun

tumblr_o1fgihmotH1r1k8soo1_500

Şu hiç çekici bulmadığın ama herkesin hayran olduğu insanı hatırlıyor musun?

“Neden kimse beni sevmiyor? O adamdan çok daha iyiyim.”, “Bu kız güzel değil ki, zeki de değil, eğlenceli hiç değil. Yahu neden seviyorlar bunu bu kadar?”

İşte cevap. Çünkü o adam veya o kadın kendini çok seviyor! Bu kadar basit. Bunu öğrendiğimde kendi sebeplerim doğrultusunda çok sevilmesine veya çok beğenilmesine bir türlü anlam veremediğim bütün insanları incelemiştim. İstisnasız olarak hepsi çok güzel ve değerli olduğuna inanıyordu. İnanması zor olsa da, insanların ne kadar sevildikleriyle ne kadar çekici/güzel/yakışıklı olduklarının hiçbir alakası yok. Her insan kendini sevdiği kadar sevilir ve kendine değer verdiği kadar değer görür. Bu noktada şunu soruyor olabilirsin: “Ama iyi görünen insanlar genelde seviliyor, toplumda ‘çirkin’ diye adlandırdıklarımız ise genelde mutsuz ve sevgiye muhtaçlar?” Evet doğru. Peki bunun sebebi toplumun güzel olarak adlandırdığı kişinin güzel olarak adlandırıldığı için kendini çok sevmesi, çirkin olarak adlandırılan kişinin de demoralize olup kendinden nefret etmesi olabilir mi? Güzele, çirkine iyiye ve kötüye kimin,neye göre karar verdiğini sorgulamayacağım. Çünkü daha önce bir yazımda bu konudan bahsetmiştim. Burada anlatmak istediğim şey kendimize beslediğimiz koşulsuz sevginin önemi.

Kendini bir kere koşulsuz sevmeyi başarırsan kimsenin seni sevmesine muhtaç olmazsın. Kendini onaylamayan insan ihtiyacı olan sevgiyi dışarda arar. Sevilmeye ihtiyacımız olduğu doğru; fakat atlanan nokta başkası tarafından değil, kendimiz tarafından sevilmeye ihtiyacımız olduğudur. Kendini gerçekten sevdiğinde başkalarının sana verdiği sevgiyle mutlu olursun fakat vermedikleri zaman bunun eksikliğini hissetmezsin. Eğer kendini sevmeyi becerememişsen başkası tarafından sevilmek seni asla tatmin etmeyecektir; hep daha fazlasını isteyeceğine garanti verebilirim. Çok sevdiğim ve takip ettiğim başarılı bir yaşam koçu olan Esra Banguoğlu Oğut der ki, “Aynen mide gibi düşünün: O doyurdu, ama şimdi yine acıktım. Yine o doyurdu, ama yine acıktım. Bu durumun sonu yok. Halbuki o tokluğu hissetme sorumluluğunu kendi üzerimize aldığımız zaman, hem gücümüzü kendi elimize alıyoruz, hemde hayat boyu sürecek bir keşfe çıkabiliyoruz. Bu da bence, olabilecek en romantik yolculuk; kendimizi tanımaya ve sevmeye açılmak.”

Ben de burayı çok yanlış anlayanlardandım. Birlikte olduğum her insanın ilgisi azaldığında daha fazla heyecanlanıp daha çok ilgi görebileceğim başka birisiyle birlikte olmaya başlıyordum. Her zaman çok sevildim, ama hiçbir zaman yetmedi. Özellikle bir ilişkimde sürekli sevilmek istedim. Seviliyordum da; fakat asla yetmiyordu. İçimdeki boşluk anlık tatminlerle bir türlü dolmuyordu. Şımarık bir çocuk gibi sürekli daha fazlasını istiyordum. Zamanla karşı tarafın da ilgisi azalmaya başladı. Sonra bir terslik, eksiklik olduğunu fark ettim. Hayır, hayatını sürekli birilerinin ilgisiyle besleyen, asalak gibi başkalarının sevgisinden yaşam gücü alan bir kadın, dahası bir insan olmak istemiyordum. Sonra keşfettim ki yıllarca “Kendimden nefret etmiyorum ama kendimi çok da sevmiyorum. Sen de en iyisi yol yakınken dön, sevme beni.” diye bas bas bağırmışım içimden. Hayatımda belki de ilk kez bir ilişkim olmadan yaşamaya cesaret edip ihtiyacım olan bütün sevgiyi kendime verdim. Dışarıda ne arıyorsam önce içimde buldum. Sonra hayatıma sadece bana çok değer veren, beni çok seven insanlar girdiğini gördüm. İşin ironik tarafı ise artık hiçbirinin sevgisine ihtiyacım yoktu. Verdikleri sevgiyi muhtaç olduğum için değil, bu sevgiyi hak ettiğim için büyük bir mutluluk ve şükranla kabul ettim.

Kendini bir kere koşulsuz sevmeyi başarırsan değerini, standartlarını, neyi hak ettiğini bilir, ona göre bir hayat yaşarsın. Hayır demeyi öğrenirsin; hak etmediğin bir davranışla karşı karşıya kaldığında sakince “Hayır, ben bunu hak etmiyorum. Bana böyle davranamazsın” deyip tavrını koyarsın. Fakat çoğu zaman buna gerek bile kalmaz, yaydığın enerji ve özgüvenle herkes sana nasıl davranması gerektiğini bilir ve ona göre davranır. En önemlisi standartlarının altına asla inmezsin. Burada dışarıya özgüvenli pozları atmak için burnu havada gezen bir insandan bahsetmiyorum. Burada, biraz sevilmek adına hak etmediği şeylere göz yummak yerine kendine ait standartları, değerleri ve vizyonu olan, bunlara göre yaşayan güçlü ve mutlu bir insandan bahsediyorum.

İçinde asla dolmayan bir boşluk varsa, başkalarının sevgisi sana asla yetmiyorsa, sürekli birileri seni sevsin ve seninle ilgilensin istiyorsan yapman gereken tek şey dışardan nasıl sevilmek istiyorsan kendini öyle sevmek, nasıl şımartılmak istiyorsan kendini öyle şımartmaktır. Kendini koşulsuzca sevdiğinde tüm dünya seni sever. Tüm dünya seni sevsin diye kendini sevdiğinde ise bu ‘koşulsuz sevgi’ amacına hizmet etmez. O yüzden boşver dünyayı boşver o eski sevgiliyi. Sadece bunu hak ettiğin için sev kendini.

Herkesin değerini anlaması dileğiyle.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s