Zaman Zaman Kaybolduğunu Hissedenlere

ohf114xky4
Hani bazı zamanlar içimiz sıkılır… Sanki gövdemize kocaman bir boşluk yerleştirmişler gibi, kaybolduğumuzu hissederiz. Her şey anlamsızlaşır. An’da kalamayız, sürekli düşünürüz de neyi düşündüğümüzü bile anlamayız. İşte bu hislerin nedeni kendimizden uzaklaşmamızdır genelde. Günlük koşuşturmanın içinde ya da bambaşka insanların derdinde, kendimize öyle yabancılaşırız ki hiçbir şey bize keyif vermez.

Ne istediğini, neden ağladığını bir türlü anlayamadığımız bebeklere aklımıza gelen her şeyi veririz, ya da yaparız, susması için. Çünkü bebek konuşamıyordur, derdini anlatamıyordur ve biz deneme yanılma yöntemi ile bulmak zorundayızdır derdini. Yalnızca ve yalnızca annesi anlar bebeğin derdini bir süre sonra. Çünkü en yakını odur. Deneyimledikçe ustalaşır. İlişkileri geliştikçe daha iyi tanırlar birbirlerini. Ruh da böyledir işte. Dili yoktur. Eğer anlamazsan ne istediğini, tıpkı bebeği susturmak istermiş gibi aklına gelen her yolla tatmin etmek istersin onu. Bir sevgili bulursun, tatil yaparsın, eğlenirsin, içersin… N’aparsan yap, nereye gidersen git olmaz bazen. Sıkıntını da beraberinde götürürsün. Sadece kendini, ruhunu iyi tanıyan, kendiyle ilişkisi kuvvetli olan insan anlar derdini. Kendinden uzaklaşmanın belirtisidir tüm bu buhranlar. Ruhun seni özlemiştir sadece, tıpkı annesini özleyen bir çocuk gibi.

İşte böyle zamanlarda bırak herkesi. Bırak telefonu. Bırak işlerini bir süreliğine. Sadece kendini şımart, kendini dinle, dinlediklerini yaz. Kendi kulağına neler fısıldadığına inanamayacaksın! Sonra otur, kim olduğunu yaz bir kağıda. En ufak ayrıntısına kadar. Kendine kendini anlat. Kaybolmadın korkma, sadece unuttun. Dene; göreceksin bir anda nasıl huzur bulacaksın. Annesine kavuşan o bebek gibi. O kadar alışmışız ki kendimizi sevmemeye, bir çoğuna bu megalomanlık gibi gelecektir eminim ki. Oysa kişinin kendini bilmesi, tanıması, sevmesi kadar güzel ne olabilir ki. Eğer denedikten sonra sana da böyle geldiyse, kendini biraz bile kötü hissettiysen, sen de içindeki çocuğu ilgisiz ve şefkatsiz bırakmışsın demektir. Acilen ona hak ettiği ilgiyi vermeni tavsiye ediyorum. Çünkü sahip olduğun yegane şey içindeki o çocuk, o çocuk ki seni hayatta tutan. Hepimiz içimizdeki çocuklara, kendimize çok şey borçluyuz. Bunca hırpalamaya rağmen hala bizimle oldukları için.

Uzun lafın kısası, ben ne zaman kaybolduğumu hissetsem ilk fırsatta kendime dönerim. Kendimi dinlerim ve kendime anlatırım; kimim, neyi seviyorum, neyi sevmiyorum, nasıl yaşıyorum… Bu yüzden bu konuyla başlamak istedim buradaki yolculuğuma. Çünkü önce kim olduğunu hatırlamalı insan hayatta. Gerisi çok kolay.

Sevgilerimle.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s