• Ruhuna Yaz Gelsin!

    Gelmiyor, gelemedi, nerede bu derken sonunda yaz geldi. Denizin tuzunda kavrulan tenler, dalgaların huzur veren sesi, akşam rüzgarının hafif ürpertisi… Bu mevsim çaba göstermeyip, akışa teslim olma mevsimidir. Saçlarını deniz dalgalandırır, ne maşa ne föne gerek kalmaz. Yanaklarını güneş kızartır, oturup öyle bir saat makyaj yapmakla uğraşmazsın. Yaz her şeyi senin yerine yapar. Sen sadece anın keyfini çıkartırsın. Yaz ağırlık sevmez, hafiftir. Basittir. Arınmanın ve canlanmanın mevsimidir. İzin verirsen, ruhunu arındırır ve içine yeni tohumlar serper. Ruhuna yazın işlemesine izin ver. Önce arın bütün ağırlıklarından. Fazla gördüğün her şeyden kurtul. Giymediğin kıyafetlerini dolabından, kullanmadığın eşyalarını evinden çıkar. Hayatında sadece ağırlık yapan ve sana sadece dert getiren insanları hayatından çıkar. Saçlarınının…

  • Kötü Günlerin İçinden Geçmek İçin 4 İpucu

    Zıtlıklar güzeldir. Kötü olan her şey hep daha iyiye, daha ileriyle gitmemize sebep olur. Bu yüzdendir ki hayatta en büyük çıkışlarını yaşayan insanlar genelde hep dibi görmüştür. Kötüyü deneyimleyerek iyiyi bulma arzularını ateşlemişlerdir. Kötü dediğimiz her şey iyiye olan tutkumuzu büyütür, ona ulaşmamıza yardım eder. Zaman zaman kendimizi kötü hissedebiliriz. Çok düşük frekanslardan yayın yapabiliriz hayata. Bütün gün somurtarak boş boş oturmak isteyebiliriz. Hepsi çok normal. Önemli olan bu düşük enerjili günleri kendi avantajımıza çevirmek ve bu deneyimin içinden sağ salim geçebilmek. Kötü günlerimde bana yardımcı olan 4 ipucu: Kendine bu ruh halini deneyimlemek için izin ver. İyi hissetmek için ne kadar direnç gösterirsen o kadar ters teper. Bu tamamen sürüklenip, kötü hislerin içine gömülmekle aynı şey…

  • Sadeleşmek İsteyenlere: Charlotte Kuralı

    Bir önceki yazımda hayatı basit yaşamak ile ilgili düşüncelerimi yazmıştım (okumak isteyenler için tık) . Nil Karaibrahimgil mutlu olabilmeyi, mutluluğun bir seçim olduğunu çözmüş, hayatını nasıl yaşaması gerektiğine karar vermiş, vizyonunu çok güçlü bulduğum bir kadın. Umarım bu fikri benimseyenlere ilham olur. 🙂 Keyifli okumalar. “Charlotte, Paris’te yaşayan çok güzel bir kızdır. O kadar güzeldir ki, sarı saçları şelaleler gibi omuzlarından kollarına dökülür. Boyu upuzun, bacakları upuzundur. Bir reklam ajansında, müşteri temsilcisi olarak çalışır. İyi para kazanır. Ailesi çok varlıklıdır hatta. Geçen yaz, Güney Fransa’daki malikánelerini, Brad Pitt-Angelina Jolie çiftine kiralamışlardı. Hatta, “Geldiğimizde evde, hizmetlilerden başka kimse olmasın” diye tembihlemelerine rağmen, Charlotte gidişini muzipçe geciktirmiş ve bu meşhur çiftle tanışmıştı. Bense Charlotte’u…

  • Hayatı Basit Yaşamak

    Son zamanlarda yapmak istediğim yegane şey; hayatı basit yaşayanlardan olmak. Yanlış anlaşılmasın, hiçbir şey arzulanmamalı, olanla yetinilmeli demiyorum. Hayatı karmaşıklaştırmadan yaşamaktan bahsediyorum. Geldiği gibi, olduğu gibi… -meli/-malı eklerini sevmem. Ne demiş ünlü düşünür “Herkesin hayatına kimse karışamaz.” 🙂 Herkesin kendi kararları, kendi gereklilik kipleri ol’-malı’ hayatta bence. Bu da benim hayata bakmak istediğim pencere. Eğer bana katılıyorsanız, ne mutlu ki bana ortak gereklilik kiplerimiz var demektir bu hayatta. Her sabah camı açıp derin bir nefes alarak güne başlamalı insan. Ve aldığı temiz hava çıkarabilmeli yüzündeki gamzeleri ortaya. Kahveyi koklayarak içmeli, ve bu koku onu mest etmeli. Dolapta sadece içine sinen çok sevdiği parçaları olmalı. Ne giysem diye 5 dakikadan fazla düşünmek hayata haksızlık olur…

  • Hayata Yüklenen Anlamları Baştan Yazma Vakti

    İyiye, kötüye, güzele, çirkine, kolaya ve zora kim karar veriyor? Elbette bir şeylerin üstüne iyi/kötü – güzel/çirkin sıfatlarını yapıştırmaya devam edeceğiz. Sonuçta bir karakterimiz var, beğendiğimiz, beğenmediğimiz şeyler var, ego kodlarımız var vs. Bir şeylere sıfat takmamız, onları kategorize etmemiz, kafamızda bir yere yerleştirmemiz çok doğal. Asıl bilmemiz gereken, bu sıfatlara tamamen bizim karar verdiğimiz ve istediğimiz an başka bir sıfatla değiştirebilme yeteneğine sahip olduğumuz. Her şeyi ‘iyi’ yapan da biziz ‘kötü’ yapan da. Aksi takdirde bir insanın çok beğendiği birini diğerinin çok çirkin bulması, birinin bayıldığı bir yemekten diğerinin nefret etmesi hiçbir şekilde mümkün olmazdı. Her şey ama her şey sadece bir bakış açısı. Kendimizdeki bu muhteşem gücü fark ettiğimizde olaylar karşısındaki…

  • Zaman Zaman Kaybolduğunu Hissedenlere

    Hani bazı zamanlar içimiz sıkılır… Sanki gövdemize kocaman bir boşluk yerleştirmişler gibi, kaybolduğumuzu hissederiz. Her şey anlamsızlaşır. An’da kalamayız, sürekli düşünürüz de neyi düşündüğümüzü bile anlamayız. İşte bu hislerin nedeni kendimizden uzaklaşmamızdır genelde. Günlük koşuşturmanın içinde ya da bambaşka insanların derdinde, kendimize öyle yabancılaşırız ki hiçbir şey bize keyif vermez. Ne istediğini, neden ağladığını bir türlü anlayamadığımız bebeklere aklımıza gelen her şeyi veririz, ya da yaparız, susması için. Çünkü bebek konuşamıyordur, derdini anlatamıyordur ve biz deneme yanılma yöntemi ile bulmak zorundayızdır derdini. Yalnızca ve yalnızca annesi anlar bebeğin derdini bir süre sonra. Çünkü en yakını odur. Deneyimledikçe ustalaşır. İlişkileri geliştikçe daha iyi tanırlar birbirlerini. Ruh da böyledir işte. Dili yoktur. Eğer anlamazsan ne istediğini,…